27 Ağustos 2024 Salı

Linwood Barclay - Kaza

"Belki de her şey böyle sona eriyordu. İnsanlar ölüyor ve sırlarını mezara götürüyorlardı."

Kaza//Linwood Barclay 
@koridoryayinlari 

Merhaba,

Bugün okuduğum ikinci Linwood Barclay kitabı, Kaza ile geldim. Ve yine çok beğendim. İlmek ilmek işlenmiş bir kurgu ve ardından ikinci yarıda temposu her sayfada yükselen bir anlatım. Kesinlikle soluk kesici.

Kitabın konusuna gelirsek; Glen, çalışkan ve mesleğini hakkıyla yapan bir müteahhittir. Ama son dönem ekonomideki kötü gidişat, tüm çevresi gibi onu da olumsuz etkilemiş, üstüne üstlük son yaptığı işlerden birinde yangın çıkınca canını zor kurtardığı gibi, büyük zarar etmiştir.

Karısı Sheila ise, kocasına yardım edebilmek için akşamları muhasebe kursuna gitmekte ve ev ekonomisine katkı sağlamaya çalışmaktadır.

Bir akşam eşinin kurstan dönmesini bekleyen Glen, Sheila gelmeyince çok endişelenir. Bir süre sonrada kötü haberi alır. Eşi sarhoş bir şekilde araba kullanırken kaza yapmış ve kendisi ile birlikte iki kişinin daha ölmesine neden olmuştur. 

Eşinin alkollüyken araç kullanmayacağını bilen Glen'in bu kaza aklına hiç yatmaz. Araştırdıkça yaşadıkları hayatta bilmediği, görmediği katman katman suçlara tanık olur. Bu arada Glen araştırdıkça çevresindeki ölümler artmaktadır. Bir yandan kızları Kelly'yi korumaya çalışırken bir yandan da öğrendiklerini sindirmeye ve birleştirmeye çalışan Glen kime güvenmeli, kimden yardım istemelidir?

Psikolojik gerilim sevenlere kesinlikle tavsiye ederim. 

Görüşmek üzere ✨ 

21 Ağustos 2024 Çarşamba

David Foenkinos - Güzelliğe Doğru


"İkisinin arasında daima uzun sessizlikler vardı. Belki de gerçek anlamda yakın olmanın tanımı buydu: İnsanın kendini boşluğu doldurmak zorunda hissetmemesi."

Güzelliğe Doğru//David Foenkinos 
@yanpasajyayinevi 

Merhaba,

Aslında ben kitabı sabah bitirdim. Hemen taze taze yorum yazmayı sevdiğimi bilirsiniz. Ama bu kitap var ya, beni öyle etkiledi ki, biraz durulmak, sakinleşmek istedim. Yeterli geldi mi beklemek, hayır. Çünkü Güzelliğe Doğru uzun süre etkisinde kalacağınız bir kitap.

Antione Duris, Lyon'da bir sanat tarihi profesörüdür. Üstelik sıradan, tanınmamış bir kişi değildir. İşinde isim yapmış, makaleler yazan, mesleğinde aranan biridir.

Sonra bir gün, işi bırakır, evini bırakır, arkadaşlarını, kız kardeşini ve çok sevdiği yeğenini geride bırakarak, elinde valizi Paris'e gider. Kendisiyle tüm iletişim yollarını kapatmıştır geride kalanlara. Sözde yıllardır aklında olan romanını yazacaktır, gerçekte ise bilinmeze doğru bilinmez bir sebeple adım atmıştır.

Mathilde, Orsay Müzesi'nde İnsan Kaynakları Müdürüdür. Karşısında müze bekçiliği için başvuran, makalelerini okuduğu sanat tarihi profesörünü görünce şaşırır ve sorgular. 
Neden? 
Cevap: ...
Yok.

Mathilde merakına yenik düşerek Antoine'ı işe alır ve uzaktan onu izlemeye başlar. Onun bir tablonun önünde uzun saatler geçirdiğini fark eder. 

Antoine'ın geçmişini arkada bırakmasının nedenleri, onun müzenin dinginliğinde güzelliğe yönelerek düşünmesini sağlayacaktır. Mathilde ise onun kendini tekrar bulmasında bir dost, bir arkadaş, belki bir sevgili olarak yanında destek olacaktır.

Antoine'ı sarsan olayların beni de derinden sarsması, yazarın aslında kısa gibi görünen ama her sayfasında ve kurgusunda okuyucu derinden etkileyen üslubu ile unutulmayacak bir kitaba dönüştürüyor. 

Yan Pasaj Yayınevi yine güzel seçkisiyle ve özenli çalışmasıyla okuyucu kitlesini hayal kırıklığına uğratmıyor. 

Görüşmek üzere ✨

15 Ağustos 2024 Perşembe

Vi Keeland - Davetiye

"Olanların hiçbirinin tesadüf olduğunu düşünmüyorum. Bence hayat farklı yönlere uzanan bir dizi basamak taşı. Hangi yolu izlememiz gerektiği konusunda hiçbir fikrimiz yok, bu yüzden düz bir çizgide yürümeye ve en büyük taşları takip etmeye meyilliyiz çünkü en kolayı bu. Tesadüflerse sapa bir yola ulaştıran daha küçük taşlar. Eğer yeterince cesursan o taşları takip eder, kendini tam olarak olman gereken yerde bulursun."

Davetiye//Vi Keeland 
@yabanciyayinlari 

Merhaba,

Ben nasıl oldu da bu kadar zaman rafta beklettim diye pişman olduğum bir kitapla geldim. Vi Keeland'dan Davetiye.

Karakterler o kadar tatlıydı ki, anlatamam. Trip yok, birbirlerine eziyet yok. Tatlı, çekişmeli başlayan bir tanışmanın ardından çok tatlı bir ilerleyiş var. Sorunsuz mu, tabi değil ama hayatta öyle değil mi?

Stella, koku duygusu gelişmiş ve bu özelliğini de parfüm sektöründe çalışarak geliştirmiş biridir. Hatta bir projesi olduğundan işini bırakmış ve kendi kişiye özel parfüm şirketi için planlar yapmaktadır. Ne var ki, ummadığı bir şekilde parasını kaybeder.

Birde hobisi vardır Stella'nın. İnternetten satın aldığı eski günlükleri okumak. Bir tarz roman okumak gibi, ama o gerçek insanları tercih ediyor. Hatta New York Kütüphanesi'nde evlenen bir kadının günlüğü aklından çıkmayanlardan. Günlerce kütüphane merdivenlerinde oturup o günlüğü okumuş, acaba o kadına ya da eşine rastlar mıyım diye hayaller kurmuştur.

Hudson ise, ailesine ait bir yatırım şirketini yönetmekte olan boşanmış bir kızı olan biridir. 

Tanışmaları ise son derece çarpıcı. Stella onu dolandırıp giden ev arkadaşına gelen bir düğün davetiyesinin cazibesine kapılır. Çünkü düğün New York Kütüphanesi'ndededir. Bu düğüne gitme kararı almasında ise en büyük yardımcıları en yakın arkadaşı Fisher ve bir iki kadeh (şişe de olabilir) şaraptır. 

Düğünde onun davetsiz bir misafir olduğunu anlayan Hudson ise, bu kaçak katılma kararına bin kez pişman edecektir🤣

Çok severek okudum. Türü, yazarı sevenler kesinlikle kaçırmamıştır zaten, ben geç kaldım☺️

Görüşmek üzere ✨✨✨

Notsuz olmaz: Günlük sevgisi nereye bağlandı, kesinlikle okumalısınız 🙈

10 Ağustos 2024 Cumartesi

Linwood Barclay - Psikoz


"Annesine bu defa farklı olduğunu söylemenin bir yolu yoktu. Onu aramayışının düşüncesiz ve benmerkezci bir aptal olmasından değil, bunu yaparsa öldürülmekten korkmasından kaynaklandığını söylemesinin güvenli bir yolu yoktu."

Psikoz//Linwood Barclay//Koridor Yayınları 

Merhaba,

Bugün bir psikolojik gerilim türünde bir kitapla geldim. Linwood Barclay'den Psikoz.

Kilbride kardeşler. Ray başarılı bir illüstratör olarak hayatını sürdürürken, Thomas küçük yaşlardan itibaren haritalara olan takıntısı ile dünya kentlerini ezberleyerek vaktini dolduruyor. Tüm vaktini babasıyla yaşadığı evdeki odasında geçiriyor.

Babalarının şüpheli ölümü ile bu sefer ne yapılacağına karar verene kadar kardeşi Ray evde ona eşlik etmeye başlar. Bir gün Thomas, dünyayı gezmek için kullandığı internet sitesinde bir görüntüye rastlar. Başına poşet geçirilerek öldürülen birinin görüntüsü. Ve Ray'i bu görüntüyü kontrol etmek için New York'a gitmeye ikna eder.

Ray elinde cinayetin fotoğrafı ile kapıyı çaldığında ise katillerin onların peşine takılacağından habersizdir. 

İki farklı olayın hangi noktada birleşerek devam edeceğini merak ederek okudum. 

Yazardan okuduğum ilk kitap ama son olmayacak. Kaza şimdi listemde, sonrası ise alınacaklar listemde.

Görüşmek üzere ✨✨✨

7 Ağustos 2024 Çarşamba

Yelgin Arkoç Mesci - Kal Bizimle Daphne

"Bazı yaşam öyküleri vardır inanılmazdır. Bu kadar da olur mu deriz. Her şeyin bittiğini düşünür, bundan sonrası yok sanırız. Ama yaşam dediğimiz olgu durağan değil, her daim devinim içindedir. Karşımıza yeni yeni insanlar çıkarır ve ummadığımız anlarda umuda gebe yeni başlangıçlar yaptırır."

Kal Bizimle Daphne//Yelgin Arkoç Mesci
@altinkitaplar 

Merhaba,

Bugün "Bizimle Kal Daphne" kitabının giriş kısmından bir alıntıyla geldim. Henüz yeni bitirdiğim, henüz sayfalarının arasından çıkamadığım. 

Bazı yaşam öyküleri inanılmazdır, Defne'nin hikayesi de öyle.

Defne, İstanbullu bir doktorun on yaşında biricik kızı. Hep hasta olduğu söylenen bir annesi, birde ağabeyi var. Yazları Yalova'da geçiren ailenin burada bir çiftlikleri var. 1999 Marmara Depremine, aslında o gün çiftlik evinde olan olan aile akşam Defne'nin ısrarıyla yakın arkadaşı Nergis'i de alarak Yalova'ya geçiyor ve orada yakalanıyorlar. Bu depremden sadece Defne ve Nergis sağ çıkıyor bulundukları yerden. Ve Defne bir gece içinde kimsesiz kalıyor. İstanbul'daki amcası ona sahip çıksa da yengesi ve kuzenleri onu bir türlü benimseyemiyorlar. Nergis'i görmek istese de amcası buna bir türlü müsade etmiyor.

Defne, İngiltere'ye yatılı okula gönderiliyor. Orada Susan ve annesi Eve ona kol kanat geriyor, ikinci ailesi oluyor. Defne oluyor Daphne. Bundan sonra ise Türkiye'ye dönmek istemiyor. Dönecek kimsesi yok diye düşünüyor. 

Diğer tarafta Ömer. Nergis'i ağabeyi. Ailesi Osmanlı zamanında Batum'dan göçmüş, Yalova'ya yerleşmiş. Atasagun çiftliğinde çalışıyorlar. Çocuklukları beraber geçiyor. Deprem gününe kadar. Yıllarca amcasından Defne'nin adresini istiyor. Sizinle görüşmek istemiyor diyerek geri çevriliyor.

Farklı yollardan geçen bu insanlar için hayat kendi içinde bir plana sahip. Su akar yolunu bulur, derler ya. Aynı öyle. 

Aslında bu iki ya da daha fazla insanın öyküsü değil sadece. İçinde pek çok unsur barındıran, bilgilendiren bir kitap aynı zamanda.

Yazar Yelgin Arkoç Mesci'nin akıcı bir kalemi var. 20 yıla yayılan bir hikayeyi sıkmadan bizlere sunmuş. Hatta yüzyıllar öncesine de uzanmış yer yer. 

Görüşmek üzere ✨✨✨